Kastamonu (İnebolu) Pazarı, Balat

Kastamonu sevgimi şu yazıyı okuyanlar gayet iyi bilir. Son zamanlarda kalabalık yerler beni fazlasıyla sıkıyor. Daha sakin yerlere gitmek istiyorum ama bir yandan şehrin içinde olmak istiyorum. Moda ve Karaköy haftasonu gitmek için çok cazip yerler değil artık. Severek takip ettiğim Çukurcuma Times‘ta yer alan bir yazı ile uzun zamandır gitmediğim Fener-Balat’ı yeniden keşfetmek istedim (Bir not: Blog yazarlarının hiçbiri artan fiyatlar nedeni ile artık Çukurcuma’da ikamet etmiyormuş). Bir de üstüne pazar günleri Kastamonu Pazarı kurulduğunu öğrenince gitmek kaçınılmaz oldu. Kasımpaşa’da kurulan pazara da gitmek istemiştim fakat erken saatlerde kurulması gözümü korkutmuştu. Balat’takine Mart ayında, öğle sularında iki kez gittik ve tüm tezgahlar açıktı. Kastamonu’da da pazara gittiğim için mantar, elma pekmezi, siyez bulguru gibi ürünlere aşinaydım. Fakat hodanı ilk kez Balat Sahil Restoran‘da yedim ve bayıldım. Dönüşte hemen pazardan aldım tabi. Sahil Restoran’da yediğim yumurtalı versiyonu kadar harika olmasa da evdeki denemem de fena olmadı.

Fener-Balat’ı yeniden keşfetmeye niyetliyseniz Food and Travel‘ın 2015 Haziran sayısındaki yazıyı kesinlikle okumalısınız. Ben yazsam elbette bu kadar güzel yazamazdım, Gaye Şahin‘in kalemine sağlık! Yazıyı geç gördüm ve dergiyi bulamadım derseniz size ikinci alternatif: Balat’ gidenlerin uğraması gereken 9 samimi mekan. Bu arada neden Kastamonu Pazarı derseniz, bölge nüfusunun yaklaşık %60’ı Batı Karadenizli. Daha da eskiye gidersek bir zamanlar üç büyük dine mensup insanların kardeşçe yaşadığı bir yermiş Fener-Balat. Gazeteci Ersin Kalkan’la yapılan söyleşide bölgenin sosyolojisine dair pekçok şey öğrenmek mümkün. Merak edenler için: tık tık. Bir de bölgenin geçirdiği dönüşüme farklı bir gözden bakmak isterseniz: tık tık. Fener-Balat Yenileme Projesi semte sahip çıkanlar tarafından hukuki olarak durdurulmuş olsa da şu yazıda emlakçıların söyledikleri insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Evet yeni bir mekan açıldığında koşarak akın ediyoruz ama bir yandan o bölgenin asıl sahipleri bu dönüşümden nasıl etkileniyor bunu da düşünmek boynumuzun borcu. Neyse asıl konumuza dönelim.

Balat7-down Okumaya devam et

Reklamlar

BBC Good Food

La Cucina Italiana (Düzeltme: Dergi basılı olarak Türkiye’de yok ama bir web siteleri var. http://www.lciturkiye.com‘dan siteye ulaşabilirsiniz. Benim dergide en sevdiğim adım adım bölümü tarifler başlığı altında bulunuyor.) ve Food and Travel dergilerinden sonra Türkiye’de yayınlanan hiçbir dergi beni içerik olarak tatmin etmemişti. Türk dergilerini de bir süre takip ettim ama içerikten çok reklamların olması dergi okumayı zamanla anlamsız hale getirdi. Bir de reklamı yapılan ürünlerden hiç de ilginç olmayan tariflerin sayfalarca yer alması beni bu dergilerden iyice soğuttu.

Geçen hafta tamamen tesadüf eseri bir market rafında gördüm BBC Good Food dergisini. Tasarım ve içerik açısından beni oldukça tatmin etti. Umarım uzun ömürlü bir dergi olur. Fotoğrafları dergiden çektiğim için çok kaliteli olmadı. Kusura bakmayın.

Okumaya devam et