Kış Çorbası (Sevim Teyzemin Sebze Çorbası)

Başlığı kış çorbası yapıp tarifi mayıs ayında vermek de ancak benim başarabileceğim bir iş sanırım. Fotoğrafları çekeli uzun zaman oldu ama bilgisayarın başında oturmak o kadar zor geliyor ki bu günlere de böyle geldik işte. Siz artık içine koyacağınız malzemeleri keyfinize göre değiştirebilirsiniz ama çorbanın özü kereviz! Biliyorum kerevizin sevmeyeni de çok ama çorba gerçekten çok lezzetli oluyor. Kereviz sevmeyenler umarım bir şans verirsiniz.

Bu çorbayı bundan 8-9 sene evvel diyet yaptığım zamanlarda keşfettim. Yoğun çalıştığım ve yemek yapmayı bilmediğim bir dönem olduğu için sağolsun annem haftalık diyet listeme göre yemek yapıyordu. Bir defasında listede sebze çorbası varmış ve çok sevgili Sevim Teyzem benim çorbamdan al götür demiş. Çorbayı bir içtim ve bayıldım. Sonrasında ara ara annem de yapar oldu. Evlendim annemden tarif istedim. Annem bir tarif verdi ama denedim olmadı. Çünkü o tarifleri sadece anneler anlayabiliyor! Sonra Sevim teyzemi aramaya karar verdim. Sağolsun her soruma tek tek cevap verdi. Miktarları güzelce belirtti. Ben de benim anlayacağım şekilde bir tarif oluşturabildim.

kiscorbasi6

Okumaya devam et

Reklamlar

Baharatlı Kurabiye

Farkettim ki Instagram hesabımda bir tarif daha paylaşmışım. Bu tarif blogda olmasa olmazdı. Ne zamandır aklımda olup yapamadıklarım listesindeydi bu baharatlı kurabiyeler. Malzemeler elinizin altındaysa hazırlaması çok pratik ve bisküvi tadında olduğu için de uzun süre dayanıyor. Oğlumun severek tükettiği bir kurabiye fakat içinde pekmez oluşu ve ısıya maruz kalışı sebebiyle aklıma takılan sorulara yanıt ararken şunu buldum: Pekmezdeki kanser tehlikesi. Özetle pekmezli kurabiye yapsanız da yapmasınız da önce aldığınız pekmezin ne şartlarda yapıldığını öğrenmeniz gerekiyor. Sonuçta pekmez elde etmek için ortamda ısı olması şart. Fakat anladığım kadarı ile aldığınız pekmez onaydan geçtiyse pekmez katılarak yapılan tatlılar için henüz araştırmalar o kadar vahim değil. Yani bilimadamları aksini ispatlamadığı sürece pekmez kullanmaya devam!

Aslında bu kurabiyenin tadı ecnebilerin “gingerbread cookie” dedikleri ve Noel zamanı yaptıkları kurabiye ile aynı. İçinde birden çok baharat olduğu için zencefilli kurabiye yerine baharatlı kurabiye demeyi tercih ettim. Bu tarifi gelmesi için artık geri sayıma geçtiğimiz Bulut beye ithaf ediyorum.

Screen Shot 2016-03-29 at 21.52.29 Okumaya devam et

Narlı Pancar Salatası

Bloga girmeyeli aylar oldu. Zaman zaman Instagram‘da daha aktif olabiliyorum. Hatta orada tarif verdiğim bile olmuş! Biliyorsunuz blogda bol fotoğrafla tarif vermeye çalışıyorum. Şimdi vereceğim tarif bir istisna olacak sanırım. Arayı kapatma çalışması diyelim. Aslında fotoğrafladığım iki tarif var yolda ama bilgisayar başına oturmak da bir mesele şu aralar. Hem 3 yaş sendromlu çocuk hem yoldaki yeni bebe benim sınırlı olan enerjimi de hüp diye çekiyorlar. Bir yandan ülkenin hali de malum. İnsanın canı bir şeyler de yazmak istemiyor böyle zamanlarda.

Neyse tarifimize dönersek; blogda kayınvalidemin tarifleri ağırlıktaydı bir süredir. Ben de denge sağlamak adına annemden de tarifler eklemek istiyordum. Hak geçmesin değil mi? Bu tarifte en sevdiğim şey her şeyin çiğ olması, sevmediğim şey ise rendelemek! Bazen elde rendeliyorum bazen de mutfak robotunda. Mutfak robotu her ne kadar pratik görünse de parçalarını tek tek yıkamak da ayrı iş oluyor. Yine de ortaya çıkan lezzet tüm zahmetlere değer.

Pancar Salatası Okumaya devam et

48 Saatte Floransa

İtalya’dan vize aldığımız ve öncelikle başka ülkelere gittiğimiz için ülkeye artık giriş yapmamız gerekiyordu. Zira yine İtalya’dan vize almak istesek sorun yaşayabilirdik. Ocak ayında gitmemiz ve kısıtlı süremiz nedeniyle Floransa’da karar kıldık (Floransa’ya THY ile Bologna aktarmalı gidilebiliyor). Pek çok kişiden Floransa ile ilgili olumlu şeyler duymuştum fakat yine de çok turistik bir şehir olması gözümü korkuttu. Uygun fiyatlı ve güzel bir otel bulunca fırsatı değerlendirdik. İstanbul karlara teslim olmuşken 12 derecelik Floransa bize ilaç gibi geldi. Turist yoğunluğu vardı ama kış ayları olması sebebi ile çok rahatsız edici değildi. Tatilin bu kadar pozitif başlamasından çocuksuz bir tatil olduğu anlaşılmıştır heralde.

Floransa tarihi bir şehir ve hakkını vererek gezmek isterseniz iki günün yeteceğini sanmıyorum. Biz tercihimizi ünlü Medici Ailesi’nin sanat koleksiyonunun sergilendiği Uffizi Sarayı ve Davut Heykeli’nin bulunduğu Galeria dell’Accademia’dan yana kullandık. Şehrin simgesi haline gelen Duomo’yu da es geçmedik tabi.

floransa2 Okumaya devam et

Kastamonu (İnebolu) Pazarı, Balat

Kastamonu sevgimi şu yazıyı okuyanlar gayet iyi bilir. Son zamanlarda kalabalık yerler beni fazlasıyla sıkıyor. Daha sakin yerlere gitmek istiyorum ama bir yandan şehrin içinde olmak istiyorum. Moda ve Karaköy haftasonu gitmek için çok cazip yerler değil artık. Severek takip ettiğim Çukurcuma Times‘ta yer alan bir yazı ile uzun zamandır gitmediğim Fener-Balat’ı yeniden keşfetmek istedim (Bir not: Blog yazarlarının hiçbiri artan fiyatlar nedeni ile artık Çukurcuma’da ikamet etmiyormuş). Bir de üstüne pazar günleri Kastamonu Pazarı kurulduğunu öğrenince gitmek kaçınılmaz oldu. Kasımpaşa’da kurulan pazara da gitmek istemiştim fakat erken saatlerde kurulması gözümü korkutmuştu. Balat’takine Mart ayında, öğle sularında iki kez gittik ve tüm tezgahlar açıktı. Kastamonu’da da pazara gittiğim için mantar, elma pekmezi, siyez bulguru gibi ürünlere aşinaydım. Fakat hodanı ilk kez Balat Sahil Restoran‘da yedim ve bayıldım. Dönüşte hemen pazardan aldım tabi. Sahil Restoran’da yediğim yumurtalı versiyonu kadar harika olmasa da evdeki denemem de fena olmadı.

Fener-Balat’ı yeniden keşfetmeye niyetliyseniz Food and Travel‘ın 2015 Haziran sayısındaki yazıyı kesinlikle okumalısınız. Ben yazsam elbette bu kadar güzel yazamazdım, Gaye Şahin‘in kalemine sağlık! Yazıyı geç gördüm ve dergiyi bulamadım derseniz size ikinci alternatif: Balat’ gidenlerin uğraması gereken 9 samimi mekan. Bu arada neden Kastamonu Pazarı derseniz, bölge nüfusunun yaklaşık %60’ı Batı Karadenizli. Daha da eskiye gidersek bir zamanlar üç büyük dine mensup insanların kardeşçe yaşadığı bir yermiş Fener-Balat. Gazeteci Ersin Kalkan’la yapılan söyleşide bölgenin sosyolojisine dair pekçok şey öğrenmek mümkün. Merak edenler için: tık tık. Bir de bölgenin geçirdiği dönüşüme farklı bir gözden bakmak isterseniz: tık tık. Fener-Balat Yenileme Projesi semte sahip çıkanlar tarafından hukuki olarak durdurulmuş olsa da şu yazıda emlakçıların söyledikleri insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Evet yeni bir mekan açıldığında koşarak akın ediyoruz ama bir yandan o bölgenin asıl sahipleri bu dönüşümden nasıl etkileniyor bunu da düşünmek boynumuzun borcu. Neyse asıl konumuza dönelim.

Balat7-down Okumaya devam et