Batı Karadeniz: Kastamonu (Bir Gastronomi Cenneti)

Batı Karadeniz gezimizin ilk durağı Safranbolu ve Amasra idi. İkinci durak ise Kastamonu oldu. Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi Berna Tükel’in “Babamın İzinde Kastamonu” yazısı bu tatile çıkmamızdaki en büyük etkendi. Yazının dijitalini Ipad Dergilik uygulamasını güncellediğimde kaybettiğimi farkettim. Yazı dili, çizimler ve fotoğraflar o kadar güzeldi ki kaybettiğim için çok üzgünüm. Birkaç çizimi de kendi yazımda kullanmak isterdim ama kısmet değilmiş. Yazıdan etkilenmiştim etkilenmesine fakat Kastamonu’yu gördüğümde daha da çok etkilendim.

Düzeltme: Bu yazıyı yazdıktan sonra bir arkadaşımda Ipad Dergilik uygulamasının eski sürümü olduğunu öğrendim. Sağolsun bana dergiyi indirdi ve istediğim sayfaları gönderdi. Ondan tam bir gün sonra Berna Tükel’den bir e-posta aldım. Yazımı şans eseri okumuş ve istersem yazıyı gönderebileceğimi söylüyordu. Ben de kendisinden yazı için hazırladığı çizimi istedim. Sağolsun göndermiş. Sanırım birşeyi kalpten istersen gerçekten oluyor.

yiyecek

(*) Bu çizim Berna Tükel'in izniyle yayınlanmıştır.

Hayalimde küçük bir Anadolu şehri görmeyi beklerken Kastamonu’da ihtişamlı kamu binaları ve tescilli sivil mimarlık örnekleriyle karşılaştım. Nerede yenir ne alınır diye araştırmıştım ama Kastamonu tarihine dair hiçbir fikrim yoktu. Ama şehre geldiğimde hissettiğim ilk şey bir zamanlar burası önemli bir yermiş oldu. Şehri gezmeye Etnoğrafya Müzesi (Liva Paşa Konağı) ve Arkeoloji Müzesi ile başladık. Anladık ki Kastamonu ile ilgili önsezilerimizde yanılmamışız. Kastamonu Osmanlı Dönemi’nde önemli bir merkezmiş. Ancak zaman içerisinde bu önemini yitirmiş. Bunda en büyük pay; Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları sırasında Kastamonu’nun en çok şehit veren illerin başında gelmesiymiş. Bu bilgileri gezdiğimiz müze çalışanlarından edindik. Kastamonu’yu bu kadar sevmemin bir etkeni de insanlarının içtenliğiydi. Umarım bu yazıyı okuyup günün birinde yolunuz Kastamonu’dan geçer ve bana hak verirsiniz.

Cumhuriyet Meydanı’nda yer alan Hükümet Konağı Mimar Vedat Tek tarafından 1902 yılında yapılmış ve mimarın “Milli Mimari” olarak adlandırdığı üslubun ilk örneğiymiş. Hükümet Konağı’nın sağında ise eski Kastamonu Lisesi/yeni Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi yer alıyor. 7’den 77’ye herkesin sevdiği Hababam Sınıfı’nın esin kaynağı da Rıfat Ilgaz’ın okuduğu Kastamonu Lisesi imiş.

IMG_2410

IMG_20140505_221150

IMG_20140505_222840

Osmanlı Döneminde önemli bir idari merkez olan Kastamonu aynı zamanda inanç turizmi açısından da önemli bir merkez. Anadolu’nun dördüncü büyük evliyası kabul edilen Şeyh Şaban-ı Veli’nin türbesi de il sınırlarında yer almaktadır. Kastamonu ili içerisinde ayrıca iki milli park bulunmaktadır. Kış sporları merkezi olan Ilgaz Milli Parkı 1976’da, dünyanın korunması gerekli 100 sıcak noktasından biri olan Küre Dağları Milli Parkı ise 2000 yılında milli park ilan edilmiştir. Safranbolu’dan Kastamonu’ya giderken yolda Küre Dağları ve bitki örtüsünü görme fırsatımız oldu. Manzara gerçekten büyüleyiciydi. Kastamonu doğa yürüyüşü ve kamp yapmak için de tercih edilebilecek bir yer.

Kastamonu Valiliği ayrıca Kurtuluş Savaşı sırasında İnebolu’dan Ankara’ya cephane taşınan güzergahı İstiklal Yolu Projesi adı altında Türkiye’nin üçüncü uzun yürüyüş parkuru haline getirmiş. Biz kısıtlı zamanımızda Valla Kanyonu’na gitmeye karar verdik. Kanyonu geçmek ekipmansız mümkün değilmiş. Kanyon, 1994 yılında 4 İTÜ öğrencisinin kanyonda kaybolup, 14 gün sonra Cide İlçesi’nden çıkmalarıyla doğa tutkunlarının ziyaret yeri haline gelmiş. Biz de sadece seyir terasına çıkarız diye düşündük. Lakin seyir terasına ulaşmak da tahmin ettiğimiz kadar kolay olmadı. Köy yolu bittiğinde kanyon yönlendirmeleri azalıyor. Biz yolumuzu köylülere sorarak bulduk. Kucakta 1,5 yaşında bir bebek ve balçıklı bir patikadan yürümek çok konforlu değildi. Tabelaların az olması da arada umutsuzluğa sevketti bizi. Ancak seyir terasına vardığımızda karşılaştığımız manzara muhteşemdi. Ben terasın ikinci kısmına kadar çıkabildim. Sonrasında dizlerim titremeye başlayınca geri dönmek farz oldu.

IMG_2434

IMG_20140507_210734

İnebolu ve Cide’yi görmeye zamanımız yetmedi. Loç Vadisi aklımda kaldı. Kastamonu tarihi, doğası derken asıl mevzumuz olan yeme içme kısmına geçemedik. Kastamonu yemek kültürü açısından da zengin bir bölgeymiş ve 812 çeşit yemek mevcutmuş. Biz kısıtlı zamanımızda olabildiğince şey yemeğe çalıştık. Bazen fotoğraf çekmekle hiç uğraşmayıp direkt yemeğe geçtik. Dolayısıyla yemek fotoğrafları ağırlıklı bir yazı olamadı maalesef. İlk durağımız Münire Sultan Sofrası oldu. Nefsimize hakim olamayıp mönüdeki belli başlı yöresel yemeklerin hepsini söyledik. Etli ekmek, tirit ve banduma yiyip yanında da eğşi içtik. Eğşi elma suyunun kaynatılmasıyla elde edilen şifalı bir içecekmiş. Biz sevdik ama favorimiz banduma oldu. Bir sonraki adresimiz Dönerci Nail Usta oldu. İki porsiyon döneri nasıl bitirdim hiç anlamadım. Utanmasam üçüncüyü de yerdim. Artık ne kadar lezzetli olduğunu siz düşünün.

Etli ekmek denilen şey ise Konya etli ekmeğine benzemiyor. Kapalı ve yarım ay şeklinde pide olarak düşünebilirsiniz. Münire Sultan Sofrası’nda yediğimiz etli ekmek bizi heyecanlandırmamıştı ama asıl yememiz gereken yer Kaya Pide Salonu imiş. Bunu da pastırma almaya gittiğimizde öğrendik. Pastırma için tercihimiz Tabakoğlu oldu. Kastamonu’nun pastırması meşhurmuş diye okuduğumda dudak bükmüştüm. Meğerse katkı maddesi olmadan geleneksel yöntemlerle yapılan tek pastırma buymuş (Kayseri pastırması fabrikasyona dönmüş ve içine katkı maddesi ekleniyormuş). Pastırma da muhteşemdi. İstediğiniz miktarı makina ile değil elle ince ince dilimliyorlar. Etli ekmek için de harcı buradan alabilirsiniz. Biz de öyle yaptık ve 2-3 dükkan aşağısındaki Kaya Pide Salonu’na gittik. Mekan klasik esnaf lokantası tadında ama çalışanları güleryüzlü bulduk. Pastırmalı etli ekmek ise çok başarılıydı. Mutlaka denemenizi tavsiye ederim. İstanbul’da alıştığımız fiyatların yanında Kastamonu’da herşey lezzetli ve ucuz geldi bize.

kastamonu2

Şehir merkezinde çarşamba ve cumartesi kurulan (umarım doğru hatırlıyorumdur, siz yine de teyit edin) köylü pazarını da ziyaret ettik. Elma pekmezi (mutlaka alın), adını hatırlamadığım fakat yine elmadan yapılan başka bir kahvaltılık ürün ve ceviz aldık. Kastamonu’ya yolumuz bir daha ne zaman düşer bilmiyorum ama Kasımpaşa’daki Kastamonu Pazarı’na gitmek istiyorum en kısa zamanda. Pazara da gitme şansı olmayanlar için şöyle bir site buldum:  tık tık. Kastamonu’dan alınacakları bir liste haline getirmek sanırım daha pratik olacak:

   - Pastırma (tercihimiz Tabakoğlu)
   - Toz sahlep (biz ara sokakta bir toptancıdan aldık)
   - Mantar (Kanlıca mantarı dışında da çok çeşit mevcutmuş)
   - Siyez bulguru
   - Tosya pirinci
   - Taşköprü sarımsağı
   - Elma pekmezi
   - Üryan eriği
   - Dibek kahvesi: Sade/Damla Sakızlı (dibek adı verilen taşta kahve çekirdekleri elle öğütülüyormuş)
   - Çekme Helva (Bülbüloğlu en meşhuru)

Umarım Kastamonu’ya gitmek isteyenler için faydalı bir yazı olmuştur. Sinop bir sonraki yazıya kaldı. Kastamonu’yu o kadar sevdim ki anlatacak çok şeyim varmış!

Reklamlar

Batı Karadeniz: Kastamonu (Bir Gastronomi Cenneti)” üzerine 8 yorum

  1. Geri bildirim: Batı Karadeniz: Sinop | Susam ve ben

  2. Süper yazı olmuş Elif’çim, eline sağlık 🙂 Sonbaharda mantar toplama zamanında gitmek iyi olabilir sanki, okuduğum çeşitli yazılardan çıkardığım sonuç bu. Kasımpaşa’daki pazara da gitmek gerek, o konuda sana katılıyorum. İnebolu’yu görmedim ama Cide’yi ziyaret etmiş biri olarak farklı bir yer olduğunu söyleyebilirim. Gerçi 2000 yılında gitmiştik ama aklımda kalan çok. Karadeniz’deki en uzun kıyıya sahip yerleşim. Umarım değişmemiştir, ilçedeki herkes bisiklet kullanıyordu ve bu bizi çok etkilemişti.

    Beğen

  3. Beğenmene çok sevindim Zeynep’cim. Yazıda da belirttiğim gibi Kastamonu’yu çok sevdim. Bir daha gitmeyi çok isterim. Mantar gezisi de kulağa çok hoş geliyor 😉 Kasımpaşa’daki pazara beraber gidelim o vakit ;)))

    Beğen

  4. Sevgili Elif Hanım, yazınız çok keyifli ve aydınlatıcı. Ben de katkıda bulunduğum için mutluyum. Kastamonu civarında doğa yürüyüşleri-keşifleri yapmak için yanıp tutuşuyorum ve baharın gelmesini bekliyorum. Güzel bir şehir ve umarım güzel kalmaya devam eder. Umarım TOKİ, AVM, kentsel dönüşüm gibi paragöz işgallere uğramaz da biz de keyifle ziyaretlerimize devam ederiz.
    Çalışmalarınızda başarılar ve selamlar. Berna

    Beğen

  5. Berna Hanım, her ne kadar mesleğimi yapmasam da bir şehir plancısı olarak sözlerinize sonuna kadar katılıyorum! Bu güzel şehri keşfetmemi sağladığınız için tekrar teşekkürler :)))

    Beğen

  6. Geri bildirim: Susam ve Ben | kuneka

  7. Geri bildirim: Kastamonu (İnebolu) Pazarı, Balat | Susam ve ben

  8. Geri bildirim: Kastamonu (İnebolu) Pazarı, Balat | Kuneka

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s