Brüksel, Belçika (2)

Kısa süren seyahatimizde tadı damağımızda kalan Brüksel‘i anlatmaya devam! Giden, gören arkadaşlara Brüksel’de ne yenir ne içilir diye sorduğumuzda ortak dört madde oluştu: Bira, patates, midye ve çikolata.

Çikolatasız bir hayatı düşünemeyen ben Brüksel’de hiç çikolata tadamadan geri döndüm. Nasıl oldu bende bilmiyorum ama oldu işte. Oysaki şehirde adım başı çikolata satan bir yere rastlayabilirsiniz. Butik çikolatacı Pierre Marcolini, metro istasyonlarında bile şubesi bulunan makul fiyatlı Leonidas, yarı Türk Godiva ve Neuhaus Grand Sablon Meydanı etrafında konumlanmışlardı. Çikolata ve kakaonun tarihçesi ilginizi çekerse Çikolata ve Kakao Müzesi‘ni ziyaret edebilirsiniz.

Midye konusundaki araştırmalarımda öne çıkan iki mekan vardı: Bij Den Boer ve Le Belgo Belge. Biz Bij Den Boer’i denedik. Deniz ürünlerinin hamilelikte önerilmemesi nedeni ile midyenin tadına baktım sadece. Açıkcası böyle bir lezzet beklemiyordum. Bir de kişi başı koca bir tencere midye gelince insan bunu nasıl bitirir diyorsunuz başta. Ama gerçekten bitiyormuş! Patates konusuna gelince, biz çok ilginç bir durum görmedik. Patates bildiğimiz kızarmış patates aslında. Farklılaşan yanında verdikleri soslar sanırım. Denediklerimiz arasında körili ketçap en hoşumuza gidendi. Evde kendi ketçabımı yapacağım zaman bir kısmını da körili yapmaya karar verdim.

bruksel2

Bira ise ayrı bir dünya burada ve pek çok çeşit bulmak mümkün. Vedett, Kwak ve Duvel gibi her yerde satılan markaların yanında A La Becasse gibi 135 yıllık otantik bir mekanda da kendi yaptıkları biraların tadına bakabilirsiniz. Çeşit bol olduğu için işe tadım menüsü alarak başlayabilirsiniz. Ama ben sizin yerinizde olsam vişneli (kriek) birayla devam ederdim. Malum nedenlerden dolayı birazcık tadına bakabildim. Lakin Brüksel’e yeniden gitme nedenlerimden biri de bu bira olacak. Meyveli şaraplardan hoşlanıyorsanız meyveli birayı da seversiniz. Şehirde ayrıca Bira Müzesi de mevcut.

bruksel1

Yurdışında kahvaltı tatillerde en büyük sorunsalımız. Hatta çoğu zaman uzun tatillerde yanımıza küçük paketlerde satılan kahvaltı setlerinden alırız. Brüksel’de otelde kahvaltı ekstra olduğu için kahvaltıları da dışarıda yapmamız gerekti. Tabi kahvaltı deyince hemen Le Pain Quotidien tavsiye edildi. Ben de tepkisel olarak neden bir zincir kafede kahvaltı edeyim ki dedim. Meğer Le Pain’in anavatanı Belçika’ymış. O zaman tamam deyip kendimizi Le Pain’in Avenue Louise’deki şubesinde bulduk. Zeytinin yokluğu hissedildi, peynir çeşitleri zayıf bulundu ama ortam o kadar güzeldi ki tüm bunlar gözardı edildi. Le Pain aslında ekmekleri ile meşhur bir mekan. Brüksel’e gelince buna hiç şaşırmadık. Çünkü yemek yediğimiz tüm mekanlarda harika ekmekler vardı. Böyle güzel ekmeklerle tüm öğünleri sandviç yiyerek geçirebilirim. Aslında Paris ve Brüksel’de çoğunlukla sandviç yedim. Hepsi de çok lezzetliydi. İnsan neden bizde de böyle güzel ekmekler yok diye düşünmeden edemiyor. Daha doğrusu İstanbul’da yok! Doğup büyüdüğüm şehir olan Adapazarı’nda harika ekmek yapan fırınlar var. Hatta İstanbul’a ilk geldiğimde bana en garip gelen şey ekmeklerdi. Ekmek dilimini sünger gibi bastırabiliyordun ve öylece kalıyordu. Bir dilim ekmekle asla doyduğunu anlamıyordun. Maalesef bu konuda daha çok mesafe almamız gerekiyor. Sandviç yapacak, içi hamur olmayan iyi baget ekmek bulabilmek de ayrı bir sorun. Sanırım bu ekmek ile ilgili sıkıntılarımdan ayrı bir yazı çıkar, burada bitirmek gerek!

Brüksel’de gidilecek uzun bir kafe & bar listem mevcut. Listenin en başına ise Cafe Belga‘yı koyuyorum. İlk kez denediğim ıspanak çorbasına bayıldım ve eve döner dönmez mevcut tarifleri araştırmaya başladım. O tada yakın bir tarif de buldum. Şimdi evde bol bol ıspanak çorbası yapılıyor. Çorbanın yanında sandviç de sipariş etmiştim. Önce gelen siparişi algılamakta zorlandık. Çünkü ekmek ve iç malzemesini ayrı ayrı servis ediyorlar. Aslında bir nevi kendi sandviçini kendin yap durumu söz konusu.

bruksel3

Tavsiye edeceğim diğer bar ve kafelerin listesi ise şöyle:

bruksel7bruksel8bruksel9bruksel10

Alışveriş konusuna değinemedim bile. Onu da başka bir yazıda anlatırım artık.

Reklamlar

Brüksel, Belçika (2)” üzerine 2 yorum

  1. Geri bildirim: Brüksel, Belçika (3) | Susam ve ben

  2. Geri bildirim: Ispanak Çorbası | Susam ve ben

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s