Brüksel, Belçika (1)

Barış’ı beklerken bizde şöyle bir hissiyat gelişti: Bundan sonra nasıl olsa gezemeyeceğiz, vakit varken görebileceğimiz kadar yer görelim! Bu nedenledir ki Paris’e gitmeye karar verip tatilin devamında kendimizi Brüksel’de bulduk. Yetmedi oradan da günübirlik Brüj (Brugges)’e geçtik. Bu yazı biraz da Paris’e rağmen Brüksel’i ne kadar sevdiğimin yazısıdır.

Daha önce iki Schengen ülkesi arasında trenle yolculuk yapmamıştım. Paris’ten Brüksel’e trenle ulaşım o kadar kolay oldu ki aynı sürede belki daha uçak yeni havalanacaktı. Metro hatlarının tren garları ile bağlantılı olması nedeni ile metroya bindikten iki durak sonra tren garındaydık. Trene 5 dk kala dahi binilebiliyor. Pasaport kontrolü gibi birşey bekledik ama olmadı. Sonrasında Brüksel’de de tren garından metro hattına geçip iki durak sonra otelimizin olduğu bölgeye vardık. Paris’e gitmeyi planlayanlar ve fazladan birkaç günü olanlar için Brüksel güzel bir alternatif olabilir.

Tren garındaki turizm ofisinden şehir haritası alarak gezimize başladık. Haritada yer alan iki rota ile gezinin ana hatları belirlenmiş oldu: Çizgi Roman ve Art Nouveau Rotaları.

bruksel11

İlk gün Belçika’nın meşhur çizgi roman karakterlerinin duvarlarda yer aldığı çizgi roman rotasını takip ettik. Bu sayede şehrin bir kısmını yürüyerek zevkli bir şekilde gezmiş olduk.

Bu rota üzerindeki Sablon bölgesinde antika mağazalarını görebilirsiniz. Bir gün öncesinde Paris’teki Puces de Vanves Bit Pazarı‘nı gezip biraz da hayal kırıklığına uğramıştım. Koskoca pazarda beğendiğim birkaç parça olmuştu, onlar da gereksiz pahalı idi. Sablon’daki mağazalar pazartesi günü gezdiğimizde kapalıydı.  Sanırım pazartesi onlar için tatil günü. Yine de vitrinlere bakarak fiyatlar ve ürünler konusunda fikir sahibi olduk. Fiyatlar kesinlikle bit pazarından daha uygundu (mobilyalardan bahsetmiyorum elbette-daha çok aksesuar ve  mutfak eşyaları) ve genelde 50-60-70’li yıllara ait parçalar mevcuttu (Tam da benim sevdiğim gibi). 

bruksel13

Bu rotadan sonraki durak elbette Centre Belge de la Bande Dessinee yani çizgi roman müzesi oldu. Açıkçası şehir turu daha keyifli idi. Müze bir noktadan sonra beni sıktı. Ama bu sayede aslında çocukken severek izlediğimiz pek çok çizgi filmin (Şirinler, Tenten, Red Kit) aslında Belçika ürünü olduğunu öğrendim. Tentenseverler ayrıca Herge Müzesi‘ni de ziyaret edebilir. Şehir merkezinde ayrıca Tenten Mağazası‘ndan hediyelik birşeyler bakılabilir. 

bruksel12

İkinci rotamızda ise öncülüğünü Mimar Victor Horta‘nın yaptığı Art Nouveau tarzı evler bulunuyordu. Aslında Art Nouveau tarzının dışındaki evler de oldukça bakımlı ve güzeldi. Özellikle Ixelles bölgesi Maçka-Nişantaşı havasında idi. Sonradan öğrendiğimize göre özellikle göletlerin çevresindeki ev fiyatları oldukça yüksekmiş.

Biz turu en güzel konut bölgelerinden biri olan St-Gilles’den başlayıp, açlık ve yorgunluk galip gelince Cafe Belga‘da tamamladık. Burasını kesinlikle tavsiye ederim. Paris’in meşhur! (bana göre standart) kafelerine selam olsun. Kafe-bar konusunda favorim Brüksel oldu (Detaylar bir sonraki yazıda).

bruksel14

bruksel16bruksel15

Bu yazıya sığdıramadığım yeme-içme, alışveriş gibi konular için bir sonraki yazımı bekleyin lütfen!

Reklamlar

Brüksel, Belçika (1)” üzerine 3 yorum

  1. Geri bildirim: Brüksel, Belçika (2) | Susam ve ben

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s