Havana, Küba

Herkes gibi biz de Fidel Castro ölmeden Küba’yı görmeliyiz diye yola çıktık. Bu lafın artık klişeleşmiş olduğu aşikar ama maalesef doğruluğu da yadsınamaz. İnsan gidip gördükten sonra çok daha iyi anlıyor. Havana’yı uzun uzadıya anlatacak değilim. Eminim herkesin kafasında farklı imgeler var ve gittiklerinde de çok farklı şeyler bulacaklar.

Ancak gitmeyi düşünenler için birkaç tavsiyem ve gözlemim faydalı olabilir. Öncelikle orada yaşayan insanları daha iyi tanımak için 5 yıldızlı oteller yerine casa particular‘larda kalmanızı öneririm. Biz kaldığımız evi bedincuba sitesinden ayarlamıştık. Evin sahipleri çok az İngilizce, bizse kelime bazında İspanyolca biliyorduk. Yine de çok iyi anlaştık ve hiçbir sorun yaşamadık. Sanırım kaldığımız ev Havana ile ilgili en güzel anılarımı oluşturuyor. O insanların sıcaklığını çok samimi buldum. Kaldığımız bölge eski şehir merkezi idi ve biraz Tarlabaşı havası hakimdi. Yine de kendimizi hiç güvensiz hissetmedik.

Havana’ya geldiğimizde beni ilk hayal kırıklığına uğratan şey yeni arabalar görmek oldu. Sonradan öğrendik ki Raul Castro Küba’da birtakım açılımlar yapmaya başlamış bile. Belli iş kolları için bazı imtiyazlar söz konusuymuş. Özellikle turizm sektöründe çalışanlar için. Örneğin bizim kaldığımız evde internet bağlantısı vardı ve mutfaklarında neredeyse bizdekinden daha fazla elektrikli mutfak aleti vardı. Beni rahatsız eden bir diğer şey ise güleryüzle yaklaşan insanların konuşma ilerledikçe hükümeti eleştirmeleri ve bizden para istemeleri oldu. Oysa ki izlediğim filmlerden yola çıkarak çok farklı bir Küba bekliyordum! Amerika’ya kafa tutan gururlu insanlardı onlar benim gözümde. Yine de benim gibi hayal kırıklığına uğrama pahasına şu filmleri gitmeden izlemenizi tavsiye ederim:

Bu filmleri izledikten sonra Devrim Müzesi’ni gezmek daha bir anlamlı oluyor. Bir de henüz göremediğim 2012 yapımı Seven Days in Havana filmi var. Fresa y Chocolate filminin çekildiği binanın bir dairesinde şu anda Havana’nın şık restoranlarından biri olan La Guarida bulunuyor. Rezervasyonsuz yer bulmanız biraz zor. Gitmeden önce yaptığımız araştırmalarda genel olarak Küba’da yemeklerin kötü ve pahalı olduğu bilgisini edinmiştik. La Guarida dışındaki tüm restoranlarda fiyatlar makuldü. Yemekleri de ortalamanın üzerinde bulduk. Küba’ya dair unutamadığım tatlardan biri de kızarmış tatlı patates idi. Kendimi yemekten alıkoyamadım.

Bir de gelişmiş sağlık sistemleri beni çok etkilemişti. Susam‘ın hasretinden oradaki kedileri severken bana göre amatörce tedavi görmüş (kedi resmen yamalı idi) bir kedi parmağımı tırmaladı ve kanattı. Kuduz paniği ile ertesi gün ilk iş devlet hastanesine gittik. Oradaki doktor çok rahat bir şekilde Küba’da kuduz vakalarına pek rastlanmadığını ve sokak hayvanlarının da devlet kontrolünde olduğunu söyledi. Gerçekten de bizim sokakta gördüğümüz hayvan tedavi edilmişti. Ama bizim içimiz rahat etmedi ve 5 yıldızlı bir otelin doktoruna daha gittik. Kadın da aynı şeyleri söyledi. İçimiz rahat etsin diye antiseptik bir krem verip üstüne bir güzel muayene parasını da aldı. Sadece kuduz vakalarından yola çıkarak böyle bir çıkarım yapmış değilim. Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez de kanser tedavisi olmak için Küba’ya geldi ve iyileşip ülkesine geri döndü. Ve hatta birkaç gün önce ülkesinde yapılan seçimlerde yeniden devlet başkanı seçildi.

Havana'ya dair daha fazlası için Alperbildiriyor'a göz atabilirsiniz.

Reklamlar

Havana, Küba” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s