Viyana, Avusturya

Schengen vizemizin dolmasına az bir zaman kala hızla verilmiş bir karar ile haftasonu Viyana’ya gittik. Biz döndükten sonra Viyana’ya kar geliyordu. Karı arkamızda bıraktığımızı sanarak yurda döndük. Meğer kar bizi İstanbul’da bekliyormuş.

Viyana’ya gitmeye hızlı bir şekilde karar verdiğimiz için önceden fazla araştırma şansımız olmadı. Ama giden ve oranın yerlisi arkadaşlar sağolsun bize çok yardımcı oldu. Elbette 2 gün şehri gezmek için yeterli olmadı. Bizim de ana amacımız şehrin her yerini görmek değil keyfini çıkarmaktı. O nedenle bol bol kafelerde oturup kahve içtik ve elbette Avusturya’nın meşhur tatlılarından yedik. Özetle Viyana’yı çok sevdim ama sıcak bir zamanda tekrar gitmek gerek.

Bu iki güne sığdıramadıklarımız arasında Mumok‘taki 60’lar sergisi, Viyana Müzesi‘nde Absolut Wien sergisi (ikisini de kaçırdığıma gerçekten çok üzüldüm!), Belvedere Sarayı ilk aklıma gelenler.

Naschmarkt

Tezgahların çoğunda Türkler çalışıyor. Bir süre sonra Türkçe konuşanları duymak sizi şaşırtmamaya başlıyor. Biz gittiğimizde (cumartesi günü) Naschmarkt’ın devamında bit pazarı kurulmuştu. Bir iki entesan şey bulabildim. Genelde ıvır zıvır şeyler vardı ve plaklar bize göre çok pahallıydı.

Cafe Prückel

Viyana’da en sevdiğim yer oldu. Pazar kahvaltısı için gittik. Bizim kahvaltılarımıza göre elbette menü zayıf ama ortam o kadar güzel ki yemek ikinci planda kalıyor. Ve insan Viyana’daki kafeleri gördükten sonra İstanbul’da böyle güzel kafelerin çok az olmasına üzülüyor. Bizde maalesef her yerde zincir kafeler olmaya başladı ve çalıştıkları mimarlık ofisleri bile neredeyse aynı. Burda ise dekorasyon ön planda değil ama 100 yıllık olmasının getirdiği bir ruh var. Kahvaltı dışında ayrıca Viyana’nın meşhur tatlısı Apple Strudel yedik. Son kararımı başka bir yerde yedikten sonra vermek istiyorum.

Demel

Tarihi 1857 yılına dayanan bu yer ayrıca Kraliyet sertifikalı tek pastane imiş. Sacher Torte denedim ve beğendim. Ama asıl orijinali Sacher Otel’in altında yer alan kafede bulunuyor. Bu işin ticaretini bir adım ileri götürmüşler ve bütün pastaları kutulayıp hediyelik eşya olarak satıyorlar orijinal mekanda! Bana biraz fazla abartılı geldi. Demel’e dönersek genel olarak fazla turistik bir mekan. Cafe Prückel’deki gibi uzun uzun keyif çatmak içimden gelmedi. Viyana’da gördüğüm genel sorun ise kahvelerin fazla sıcak olmaması. Gittiğimiz her yerde kahveleri hızlıca içmek zorunda kaldık. Sanırım sütü fazla ısıtmıyorlar ve bu da kahvenin soğumasına neden oluyor.

Cafe Sperl

Bir başka tarihi ve güzel kafe daha. 1880’den beri hizmet veriyormuş. Buraya iki kez gittik. İlkinde maalesef yer bulamadık ama azmettik ikincide oturabildik. Kahvaltımız lezzetli idi. Ruhu olan ve keyifle zaman geçirilecek mekanlardan…

Cafe Hawelka

Ne kadar turistik olduğunu garsonun yanımıza gelip İngilizce konuşması ile anladık. Açıkçası ben çok sevmedim ama her yerde mutlaka gidin yazıyordu. Bu arada yine her yerde yazan bilgileri tazelemek istiyorum. Gidin kahve için ve bilmem kaç yaşındaki sahibini de mutlaka görürsünüz diyordu kaynaklar. Maalesef kafenin kurucusu geçen Aralık ayında vefat etmiş.

Figlmüller & Julius Meinl

Bu gezide şehre dair bütün klişeleri gerçekleştirdik ve ilk akşam Figlmüller’de şinitzel yedik. Şinitzeller gerçekten çok büyük ve bir tanesini iki kişinin paylaşması daha mantıklı. Ancak bizim gözümüz doymadığı için birer tane yedik. Yemeğin sonunda hareket edemez durumdaydık.

İstanbul Karaköy’de de şubesi (ilk fırsatta gitmek istiyorum. gittim ve bayıldım. Yazısı burada!) olan Julius Meinl’ın binasını da gezdik. Bina diyorum çünkü içinde ayaküstü sandviç benzeri yemekler yiyebileceğiniz bir büfesi, minik bir kafesi, iki katlı marketi, restoranı ve yanlış hatırlamıyorsam bir de suşi barı vardı. Ama şöyle güzel ve otantik bir kafesini göremedik Viyana’da.

Mumok’a gidemedik ama yine aynı meydanda yer alan Leopold Müzesi de çok güzeldi. Klimt’i herkes bilir ama bu müze sayesinde Egon Schiele diye bir ressamdan haberdar oldum. Şimdiye kadar haberimin olmaması benim ayıbımmış! Viyana’ya gittiğinizde bence bir gününüzü Museumplatz’a ayırın. Burada birçok sergiyi bir arada görebilirsiniz. Ayrıca çok hoş kafeler ve mağazalar var.

Bunun dışında Almanca bilmemek genelde sorun olmadı çünkü bizim karşılaştığımız çoğu kişi İngilizce biliyordu ve gittiğimiz yerlerde İngilizce Mönü mevcuttu. Metro ağı gelişmiş olduğu için her yere metro ile gittik. 24 saat, 48 saat ve 72 saat şeklindeki biletlerde satılıyor. Gerçi bilet kontrol eden kimse de görmedik.

Reklamlar

Viyana, Avusturya” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: Karabatak Julius Meinl, Karaköy « Susam ve ben

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s